x

Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ Resmi Gazete ’de Yayımlandı

Tarih: 20.07.2026

Sayı: 2026:226

Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ Resmi Gazete ’de Yayımlandı

Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında Genel Tebliğ (Seri No:1), 4/7/2026 tarihli ve 33300 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Tebliğle;

- Gerçek ve tüzel kişilere ait yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bildirilmesi, Türkiye'ye getirilmesi ve kanuni defter kayıtlarına alınmasına,

- Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerine ait olup Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının bildirilmesi ve kanuni defter kayıtlarına alınmasına,

 - Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan kişilere ait yurt içinde bulunan söz konusu varlıkların bildirilmesine,

 - Bildirimlerin yapılması, bildirime konu varlıkların değerlenmesi, bildirilen varlıklar üzerinden hesaplanacak verginin beyanı ve ödenmesine,

- Bildirim kapsamında sağlanan vergi güvenceleri ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esaslara, ilişkin açıklamalara ve örneklere yer verilmiştir.

Tebliğde yapılan açıklamalara ilişkin detay bilgiler aşağıdaki gibidir:

1)Kapsama giren varlıklar:

Yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının, 31/7/2027 tarihine (bu tarih dâhil) kadar Tebliğin 1 no.lu ekinde yer alan form ile Türkiye’deki bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilmesi mümkündür.

Aynı şekilde gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, sahip oldukları ve Türkiye’de bulunan ancak yasal defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dâhil) Tebliğin 1 no.lu ekinde yer alan form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilebilirler.

Şahıs şirketleri ile adi ortaklıkların gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmamakta olup, bunlar adına stopaj ve katma değer vergisi yönünden mükellefiyet tesis edilmektedir. Bu kapsamda, şahıs şirketleri ile adi ortaklıklar adına da bildirimde bulunulması mümkün olup, bildirilen varlıklar dolayısıyla şahıs şirketleri ve adi ortaklıklar katma değer vergisi, ortaklar ise gelir veya kurumlar vergisi yönünden vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması imkanından faydalanabilecektir. Tabii ki bu vergi koruması sadece adi ortaklıktan gelen kazançla sınırlı olarak uygulanacaktır. Ortakların diğer kazançları için inceleme ve tarhiyat yapılmaması güvencesinden yararlanılamaz.

 

 

 

 

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayanların da gerek yurt dışında gerekse Türkiye'de bulunan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için bildirimde bulunmak suretiyle madde hükmünden yararlanabilmeleri mümkündür. Bu kişilerin yurt dışındaki varlıklarını Türkiye’ye getirmeleri, yurt içindeki varlıklarını ise bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırmak suretiyle tevsik etmeleri zorunludur.

Mükellefiyeti bulunan ancak Vergi Usul Kanunu (VUK) uyarınca defter tutma zorunluluğu bulunmayan veya mükellefiyeti bulunmakla birlikte mükellefiyetiyle ilişkilendirilmeksizin uygulamadan yararlanmak isteyen gelir vergisi mükelleflerinin, Türkiye'de bulunan ancak halihazırda banka ve aracı kurumlarda bulunmayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları için bildirimde bulunmak suretiyle madde hükmünden yararlanabilmeleri mümkündür. Defter tutmadıkları için, bu durumdakilerin bildirdikleri varlıkları kayıtlarına almaları söz konusu değildir. Başka bir ifade ile, bu kişiler bildirimde bulundukları gerekçesiyle vergi mükellefiyeti tesis ettirmeye zorlanamaz. Tabii ki bu kişilerden işletmeleri nedeniyle sürekli gelir veya kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirmek zorunda olmayanları anlamak gerekir.

2) Varlığın yurt dışında veya yurt içinde bulunma tarihi

Varlığın geçmişte belli bir tarih itibariyle var olduğunu ispat etme zorunluluğu aranmamakta, verilen süre içinde varlığın yurda getirilmesi veya kayda alınması koşulunun sağlanması, esas olarak yeterli bulunmaktadır.

3)Bildirim zamanı

Getirilen avantajlardan yararlanabilmek için; kapsamdaki varlıkların 31.07.2027 tarihine kadar

Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara bildirilmesi gerekmektedir.

4) Bildirim şekli

Yurt dışında ve yurt içinde bulunan kapsama dahil varlıkların, yayımlanan Tebliğin ekinde yer alan (EK-1) form ile bankalara veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara bildirilmesi gerekmektedir.

Önceki düzenlemenin aksine kapsam yurt içi ve yurt dışı varlık bildirimi için aynı şekilde düzenlenmiştir. Yani yurt içi varlık bildiriminde taşınmazlar kapsam dışına çıkarılmıştır.

1 no.lu form hem yurt dışı hem de yurt içi varlıkları içerek şekilde tasarlanmıştır. Bildirim için tek bir standart form vardır.

Gerçek ve tüzel kişilerce bu kapsamda banka/aracı kurumlara yapılacak bildirimlerin, yetkili kılınmış vekiller veya kanuni temsilciler tarafından da yapılabilmesi mümkündür.

Gerçek ve tüzel kişilerin, yurt dışı ve yurt içi varlık barışına ilişkin olarak ayrıca vergi dairelerine herhangi bir bildirimde bulunmalarına da gerek bulunmamaktadır.

5) Varlıkların yurda getirilmesi

Yurt dışında bulunan ve düzenleme kapsamında olan varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılacak hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekmektedir. Yayımlanan Tebliğde, varlıklardan yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren iki ay içinde olmak kaydıyla; gümrük işlemlerinin tamamlanarak ülkeye getirilmesi ve gümrük işlemlerinin tamamlanmasını takip eden ilk iş günü sonuna kadar Türkiye’deki banka veya aracı kurumlara yatırılması gerektiği açıklanmıştır. Tebliğde yapılan açıklamaya göre, yurt dışında bulunan ancak kapsama girmeyen varlıkların (örneğin taşınmazların) 31.07.2027 tarihine kadar kapsamdaki varlıklara dönüştürülmek suretiyle Türkiye’ye getirilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir.

Tebliğde ayrıca;

-Yurt dışında bulunan kapsamdaki varlıkların Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda mevcut ya da yeni açılan bir hesaba transfer edilmesi veya fiziki olarak Türkiye’ye getirilerek banka veya aracı kurumlara yatırılması durumunda, banka dekontu veya aracı kurum işlem sonuç formlarının, varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabileceği,

-31.07.2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi kaydıyla, yurt dışında bulunan söz konusu varlıkların Türkiye’ye fiziki olarak getirilmesi sırasında Gümrük İdaresince bu varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirildiğine ilişkin belgenin aranılmasının şart olduğu, getirilen bu varlıklar için Gümrük İdaresinden alınan belgelerin varlıkların Türkiye’ye getirilmiş olduğunun tevsikinde kullanılabileceği, ayrıca söz konusu varlıkların banka veya aracı kurumlara yatırılması sırasında, bu varlıkların Türkiye’ye getirildiğine dair Gümrük İdaresinden alınan belgenin ibraz edilmesi gerektiği ve

-Gümrük İdaresinin, bu kapsamda yapılan bildirime ilişkin bilgileri, alındığı ayı takip eden ayın sonuna kadar elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlü olduğu, yönünde açıklayıcı bilgilere yer verilmiştir.

6) Bildirilen varlıklar üzerinden ödenmesi gereken vergi

Bu indirimli oran uygulamasından yararlanılabilmesi için, bildirime konu edilen varlıkların belirtilen kıymetlerde ve sürelerde değerlendirileceğine ilişkin olarak Tebliğ eki EK-2’de yer alan taahhütnamenin, bildirim sırasında banka veya aracı kurumlara verilmesi zorunludur.

1 Ocak 2027 tarihinden itibaren 31 Temmuz 2027 tarihine kadar (bu tarih dahil) yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan artırım yapılır. 31 Temmuz 2027 tarihinin yetki ile uzatılması halinde ise bu tarihten sonra yapılacak bildirimlerde vergi oranı ilave yarım puan artışla toplamda 1 puan artırımlı olarak uygulanır. Bu fıkra kapsamında verilecek taahhütnamelerden damga vergisi alınmaz.

Bu durumda uygulanacak oranlar aşağıdaki tabloda karşılaştırılmalı olarak gösterilmiştir:
 

 

Kanun yürürlük tarihinden 31/12/2026 tarihine kadar (bu tarih dahil)

1/1/2027 tarihinden 31/7/2027 tarihine kadar (bu tarih dahil)

Uzatılması halinde 1/8/2027 tarihinden uzatılan sürenin sonuna kadar (bu tarih dahil)

En az 5 yıl taahhüt

%0

%0,5

%1

En az 4 yıl taahhüt

%1

%1,5

%2

En az 3 yıl taahhüt

%2

%2,5

%3

En az 2 yıl taahhüt

%3

%3,5

%4

En az 1 yıl taahhüt

%4

%4,5

%5

Taahhüt olmazsa

%5

%5,5

%6


Bildirilen varlıklar nedeniyle ödenen vergiler, hiçbir suretle gider yazılamayacak ve başka bir vergiden mahsup edilemeyecektir.

7) Bildirime esas varlık değerleri

Yurt dışında veya yurt içinde bulunan varlıkların banka veya aracı kurumlara bildirilmesinde varlıklar, bildirildiği tarih itibarıyla aşağıdaki değerleme ölçütleri ile değerlenir:

  • Türk lirası cinsinden para, itibari (nominal) değeriyle,
  • Altın, rayiç bedeliyle,
  • Döviz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla,
  • Menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarından;

-Pay senetleri, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

-Tahvil, bono, eurobond gibi borçlanma araçları, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle,

-Yatırım fonu katılma payları, ilgili piyasasında belirlenmiş kapanış fiyatıyla,

                -Vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri gibi türev araçlar, varsa borsa rayiciyle, borsa rayici yoksa rayiç bedeliyle, bu bedel tespit edilemiyorsa alış bedeliyle, alış bedeli de belli değilse itibari (nominal) değeriyle;

tespit edilerek bildirime konu edilir. Bildirimlerde söz konusu varlıkların Türk lirası karşılığı bedelleri esas alınır.

Rayiç bedel, söz konusu varlıkların bildirildiği tarih itibarıyla belirlenen alım-satım bedelidir. Taslak Tebliğ’de bu bedelin gerçek durumu yansıtması gereğinden bahsedilmekte ise de, artık taşınmazlar kapsam dışında olduğundan ve sadece altın rayiç değerle bildirileceğinden bu konu önemini kaybetmiştir.

Borsa rayiciyle değerlenecek varlıkların borsa rayicinin belirlenmesinde, söz konusu varlıkların bildirildiği tarihte işlem gördüğü yurt içi veya yurt dışındaki borsalarda oluşan değerler dikkate alınır.

Döviz cinsinden varlıklarda, bunların bildirildiği tarihteki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuru kullanılır.

Bildirimde bulunduktan sonra, yapılan hataların düzeltilmesi ya da bildirime konu edilen varlıkların azaltılması amacıyla 31/7/2027 tarihine kadar yapılacak düzeltmelerde varlıkların ilk bildirim tarihindeki değerleri esas alınır.

Bildirilen varlıklara ilişkin olarak taahhütte bulunanların, yurt dışındaki varlıkların transfer edildiği veya yatırıldığı tarihten, Türkiye’deki varlıkların ise bildirildiği tarihten itibaren on gün içerisinde, bildirilen tutarları taahhüt konusu varlıklara dönüştürmeleri gerekmektedir. Bildirilen varlıkların taahhüt edilen varlıklara dönüştürülmesinde, dönüşüme konu edilen varlıkların bu maddede yer alan değerleme ölçütlerine göre belirlenen dönüşüm tarihindeki değeri dikkate alınacaktır.

8) Banka ve aracı kurumlarca yapılacak işlemler

Banka ve aracı kurumlar, kendilerine bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden, varlıkların değeri üzerinden peşin olarak tahsil ettikleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bir beyanname ile bağlı bulundukları vergi dairesine beyan eder ve aynı sürede öderler.

9) Kayıt düzeni

Bildirilen varlıkların, Vergi Usul Kanunu (VUK) uyarınca defter tutan mükelleflerce kanuni defterlere bildirime esas alınan değerler ile kaydedilmesi zorunludur. VUK uyarınca defter tutma zorunluluğu bulunmayan mükelleflerin böyle bir yükümlülükleri bulunmamaktadır.

 

Yurt dışında bulunan varlıkların; şirket adına bildirilmesi durumunda ilgili şirket, şahıslar adına bildirilmesi halinde bu şahısların kendileri, maddenin sağladığı imkânlardan yararlanabileceğinden, şirket adına bildirime konu edilen varlıkların, şirketin kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilmesi gerekmektedir.

Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirime konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak, bildirim tarihinden itibaren 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır. Diğer taraftan işletmenin tasfiye edilmesi halinde bu tutarlar vergilendirilmeyecektir.

Fon hesabında tutulan bu tutarların, Vergisi Kanununun 81 inci maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu ve 20 nci maddeleri uyarınca gerçekleşecek devir ve bölünme hallerinde de vergilendirilmesi söz konusu olmayacaktır.

Serbest meslek kazanç defteri ile işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler, bildirimde bulundukları söz konusu kıymetleri defterlerinde ayrıca göstereceklerdir.

Vergi Usul Kanunu uyarınca defter tutan mükelleflerce Türkiye’ye getirilen varlıklar ile gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince kanuni defterlere kaydedilen varlıklar, dönem kazancının tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerine dâhil edilecek ve bildirim tarihinden itibaren 2 yıl geçmesi koşuluyla vergiye tabi kazancın ve kurumlar için dağıtılabilir kazancın tespitinde dikkate alınmaksızın işletmelerinden çekilebilecektir.

Tebliğde eksik olan konulardan biri, 2 yıl geçtikten sonra özel fonların dağıtılması halinde yapılacak vergisel işlemlerdir. Önceki uygulamaya ilişkin 7417 sayılı Kanunla yeni 7582 sayılı Kanun metni bu açıdan aynıdır.  Söz konusu Kanuna ilişkin tebliğde de bu konuda açıklama yapılmamıştı.

Oysa 7417 sayılı Kanundan önceki 7256 sayılı Kanuna ilişkin tebliğde bu hususta açıklama yapılarak; varlık barışına konu varlıklara ilişkin tutarların (özel fonların), kurumlar vergisi mükellefleri tarafından ortaklara dağıtılması halinde kar dağıtımına bağlı stopajın yapılmayacağı, gerçek kişi ortaklar ile kurumlar vergisi mükellefi olan ortaklar tarafından elde edilen tutarların da vergilendirilmeyeceği belirtilmişti.

7256 sayılı Kanunun ilgili bölümü de 7582 sayılı Kanun metni ile fonların 2 yıl geçmeden çekilemeyeceği hariç bu açıdan aynıdır. Bu nedenle yeni varlık barışında da özel fonların 2 yıl geçtikten sonra çekilmesi halinde vergileme (stopaj ve ortak nezdinde gelir veya kurumlar vergisi) yapılmaması gerekir.

10) Bildirilen varlıkların elden çıkarılması halinde kazanç tespiti

Bildirilen ve defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıkların elden çıkarılması halinde kazancın tespitinde, bildirime konu edilen ve kayıtlara alınan bedeller esas alınacaktır.

Bildirim konusu yapılarak kanuni defter kayıtlarına intikal ettirilen varlıkların daha sonra elden çıkarılmasından doğan zararlar, gelir veya kurumlar vergisi uygulaması bakımından gelirin veya kurum kazancının tespitinde gider veya indirim olarak kabul edilmeyecektir.

Söz konusu varlıkların elde tutulması ve elden çıkarılmasından doğan kazanç ve iratlar ise genel esaslar çerçevesinde gelirin veya kurum kazancının tespitinde dikkate alınacaktır.

11) Vergi İncelemesi yapılmaması kuralı

Yurt dışı ve yurt içi varlık barışı kapsamında banka/aracı kurumlara bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin olarak hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.

Diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri ile takdir komisyonu kararları sonucu bulunan matrah farkının varlık barışı kapsamında bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespiti ve bildirilen varlık tutarının, bulunan matrah farkına eşit ya da fazla olması durumunda matrah farkına ilişkin tarhiyat yapılmaz.

Bulunan matrah farkının, bildirilen varlıklar nedeniyle ortaya çıktığının tespitine rağmen söz konusu varlık tutarlarından büyük olması durumunda sadece aradaki fark tutar üzerinden vergi tarhiyatı yapılır.

Vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararları sonucunda bildirime konu edilen varlıklar dışındaki nedenlerle matrah farkı tespit edilmesi durumunda, bu madde kapsamında bildirilen veya beyan edilen tutarlar, bulunan matrah farkından mahsup edilmeksizin tarhiyat yapılır.

Yeni yasal düzenlemeye göre, bildirilen/beyan edilen tutarlar beyan dışı bırakılan matrah farkına ilişkinse (yani mükellef bu hususu inceleme elamanına beyan ederse) vergi inceleme elemanı aksini ispat edemediği sürece bu beyanı dikkat almak zorundadır. Eğer bulunan matrah farkı, amortisman oranı veya usullerinin yanlış uygulanması, vergiye tabi kazancın hesabında giderlerde hata bulunması, bildirim veya beyanlara konu edilen tutardan daha yüksek tutarda kayıt dışı hasılat elde edildiğine yönelik emarelere rastlanılması gibi başka bir nedenden kaynaklanıyorsa, tabii ki bildirilen tutarlar bu matrah farkından indirilmeyerek tarhiyat önerilebilecektir.

Vergi incelemesine başlanılan veya takdir komisyonuna sevk edilen tarihten sonra bildirimde bulunulması, vergi incelemesi ve takdir komisyonu kararına istinaden bulunan matrah farkları üzerinden vergi tarhiyatı yapılmasına engel teşkil etmeyecek ve bildirime konu edilen tutarlar mahsuba konu edilemeyecektir.

Öte yandan vergi dairesi ya da vergi incelemesine yetkili olanların ıttılaına girmekle birlikte vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk işleminden önce bildirimde bulunulması durumunda varlık barışından (dolayısıyla vergi korumasından) yararlanılabilecektir.

12) Bildirim yapıldığı halde kurallara uyulmamasının sonuçları

Bildirildiği  halde,  bildirilen  varlıkların,  bildirimin  yapıldığı  tarihten  itibaren  iki  ay  içinde Türkiye’ye  getirilmemesi  veya  Türkiye’deki  banka  ya  da  aracı  kurumlarda  açılacak  bir hesaba transfer edilmemesi ya da Türkiye’de bulunduğu  bildirildiği halde 31 Temmuz 2027 tarihine kadar  banka ya da aracı kurumlara yatırılmaması ile bildirilen tutarlara ilişkin tarh edilen vergilerin süresinde ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması ve bu maddede yer alan diğer şartların yerine getirilmemesi hallerinde vergi incelememesi yapılmaması  hükmünden yararlanılamaz.

Ayrıca, zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın gecikme faiziyle birlikte tahsil olunur.

Tahakkuk eden verginin vadesinde ödenmemesi vergi aslının gecikme zammı ile birlikte 6183 sayılı Kanun uyarınca takip ve tahsiline engel teşkil etmez. Tahsil edilmiş olan vergiler red ve iade edilmez.

Bazı Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Hakkında 1 Nolu Genel Tebliğ’e

 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/07/20260704-12.htm linkinden ulaşılabilir.